top of page
Ara
  • evrimaykan9

Yağmur Aldı Götürdü



Makina sesleri, insan sesleri, hayvan sesleri... Hayatın fon müziği gibi düşünebilirsiniz bu sesleri, lakin benim için bu günlerde yaşadığım ızdırabın yegane sebebi...


Kaosun sesi! Sanıyorum her gün düzenli bir işe gitmek yaşadığımız kaosu ritmik hale getiriyor. Birkaç gündür o kutsal ritmi bozmuş olmamdan olsa gerek dünyanın tüm sesleri kulaklarımda çınlıyor. Kulaklarımdaki hassasiyet beni delirtiyor.


Haftanın en ortasında, günün de bir yarısında çıktım sokağa. Amaçsızca yürüyorum. Bir an durdum. Sokağın gürültüsünden beynim uğuldadı. İstemsizce ağzım açıldı. Sessiz bir çığlık gibiydi. Belki de attım o çığlığı. Bilemiyorum!


Yer yüzündeki en büyük gürültüyü çıkarmak istedim. Öyle bir çığlık atayım ki, tüm dünya şaşkınlıktan bir kaç saniyeliğine dursun istedim. Sürekli korna sesi duyuyorum sokakta. Metroya girdiğimde jeton sesleri, otobüse bindiğimde akbil sesleri, kafede otururken yere sürten sandalyelerin metalik sesleri, markette yazar kasaların sesi... Deliriyorum sanırım.


Yanımdan geçen ergenlerin ağızlarını yaya yaya konuşmalarını duyuyorum, abazan kalmış yurdum erkeklerinin hayvani iç seslerini duyuyorum, bir sevgilinin aşk acısının sesini duyuyorum, bir patronun yanında çalışan elemanını azarlayışını duyuyorum, bir villanın bahçesinde çalışan çim biçme makinasının sesini duyuyorum.


“E ne var bunda? Bu sesleri hepimiz duyuyoruz!” diyebilirsiniz. Peki siz, yol kenarında nadir rastlanan üç beş ağacın altında yürürken kuşların bile delirmiş gibi öttüklerini hiç duymadınız mı? Kediler şaşkın, köpekler bıkkın, martılar arsız, kargalar yaşlanmış, kelebekler ölmüş...


Bunlarla kalsa iyi, yakılan ağıtları da duyuyorum. En çok canımı acıtan da bu sesler... Bebeler ağlıyor, anneler ağlıyor, sevgililer ağlıyor, fok balıkları ağlıyor. Silah ve çekiç sesleri duyuyorum. Bam bam bam!


Bam telim sızlıyor, bunca gürültü varken vicdanlar neden susuyor? Raptiya rap rap yürüyor askerler, yorulanlara Kuran ziyafetleri veriliyor, çatal bıçak sesleri sokaktan duyuluyor...


Daha fazla dayanamayıp sokaktan kaçıyorum. Evime, kabuğuma geri çekiliyorum. Kapıyı pencereyi sıkı sıkı kapatıyorum. Sokağın sesi artık uzaktan geliyor ama bu sefer de içimdeki sesi susturamıyorum. Uyumaya karar veriyorum. Yine kurtulamıyorum! Bilinç altımın gürültüsüyle sabaha kadar rüya görüp yoruluyorum. Sabah oluyor. Yine yeniden günün ilk gürültüsüyle uyanıyorum. Uyandırma alarmının sesi!.. İşe gitmek istemiyor olmanın sesi, terlik sesi, su sesi, ocağın sesi, midemin sesi, tv’nin sesi, iktidarın sesi, muhalefetin sesi, fakirliğin sesi, çaresizliğin sesi, işçilerin sesi, işsizliğin sesi, cahilliğin sesi, paranın sesi, reklamların sesi, lanet olası Seda Sayan’ın sesi, çöp arabasının sesi...


Ve nihayet... pencerenin camına vuran yağmurun sesi... Bu sefer doyasıya dinledim o sesi... Tüm sesleri içine aldı, yıkadı, pakladı, akıttı... Dünya nihayet sesten arındı…


2010

3 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Commentaires


bottom of page